Kış aylarında salgın hastalıklar yaygınlaşıp, hastanelere girilip çıkılınca; sektördeki pekçok sıkıntıyı daha net görüyorsunuz.
Her şeyden önce ; samimiyetle söylemek isterim ki ,Allah sağlık sektörünün her biriminde çalışanlarına sağlık, sıhhat , güç ve sabır versin.
Versin ki hastalara daha iyi hizmet edebilsinler. Ve her gün, savaşa gider gibi, işe gidip, çok şükür kazasız belasız mesaim bitti deyip, sevdiklerine zaman ayırmaya çalışan sağlıkcılarımız; Umarım mutlusunuzdur.
Sizler mutluysanız.. Herkes mutlu olabilir.. En sağlıklı tedavi yöntemi, randevu sistemiyle alınıyor olsa da; pek çok kişi randevu almadan da, gelişi güzel polikliniklere gidebiliyor. Durum böyle olunca, ağır ve hafif vakaların, aynı kuyrukta, saatlerce beklemeleri kaçınılmaz olur.. Tabii ki en büyük sorun da gereğinden fazla kalabalık, sağlıksız enfeksiyon ortamı ve bulaşıcı hastalıkların bulaşma riskleri… Geceden, hastaneye gidip, kuyruğa girenler, kendi aralarında isim sıralaması yapanlar ,kan verme birimindeki kuyruklar, yüzlerce kişi Devlet hastahanelerine giriş-çıkışın bir bedeli olmadığı için herkes girip çıkıyor.. Herkes kendini özel sanıp, öncelikli muayene istiyor.. Diğer hastalara saygı veya sağlık çalışanlarını olumsuz etkileyip, motivasyonlarını düşürebileceği aklının ucundan bile geçirmiyor. Acilden getirilen , öncelikli muayene hastasına, içerlenmeler.. Sabırsız, sabırsızlık… Sohbet ederken; ‘Neyiniz var?’ sorduğunuzda… ‘Bir şeyim yok, çok iyiyim.. Dr. çok iyi, kontrole geldim..’ Başkalarının hakkına tecavüz ettiğinin bilinçinde bile değil….
Özel hastahanelerde; Girişte, bir bedel ödeyerek, ayrıca tüm ödeme taahhütlerini kabul ederek deskten geçildiği için, keyfi gelen hasta göremezsiniz. Devlet hastahanelerinde yaşanan bu yoğunluğu çözmek çok da zor olmamalı … Sağlık ocaklarından aile hekimlerinden başlayarak; tedavi vakasına göre yürütülen bir “sevk etme sistemi”yle yoğunluk azalabilir..
Sağlık personeli, evlerinde bir önceki günün yorgunluğunu atmak için ,evinde uyurken, hastalar ve yakınları devlet hastanelerinde , sıraya girip sırayı, kaptırmamak için, “yaralı Kurt “gibi sağlıkçıları bekliyorlar..
Hangi hasta veya yakını kriz geçirip, hangi sağlık çalışanının saçını, başını yolacak…
Hangisinin kaşını, gözünü yaracak, bütün bu olumsukluklardan habersiz, uyanıp ekmek paraları için görevlerine gelirler. Sistemde; Çok fazla, gereksiz ve randevusuz gelen, sevk sisteminin olmayışı herkesi mutsuz ediyor. Bunun farkındasınız.!! Hal böyleyken, Doktorlar; Nasıl verimli çalışabilirler.
İçerde hasta muayene ederken, dakka başı, içeriye uzatılan kafalar.. Her polikliniğe, mutlaka bir güvenlik yerleştirilmelidir. Duruma; Verimi artırıp, zaman kaybını önleyerek katkı sağlayacaktır.
İçerde , Muayene uzayınca , homurdananları duymadan , doktorlar daha güvenle çalışabilecekler.. Sağlıklı günleriniz olsun.