Muğla İl Başkanlığından yapılan açıklamada;
“SU KRİZİ DOĞAL DEĞİL, SİYASİDİR
MUĞLA’NIN SUYU RANT VE ALGİ POLİTİKALARINA KURBAN EDİLEMEZ… Son günlerde Muğla genelinde yaşanan su sorunu üzerinden, sorumluluğun yerel yönetimlere yıkılmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. Devlet Su İşleri’nin yaptığı açıklamalar ve AKP İl Başkanı’nın beyanları, sorunun gerçek kaynağını açıklamak yerine kamuoyunu yanlış yönlendirmeye dönük bir algı oluşturma çabasıdır. Biz buradan bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Muğla’daki su sorunu bir doğa olayı değil, yıllardır sürdürülen yanlış planlama, ihmaller ve siyasi tercihler zincirinin sonucudur.
SORUN BELEDİYELERDE DEĞİL, MERKEZİ YÖNETİMİN POLİTİKALARINDADIR
İçme ve kullanma suyunun planlanması, tahsisi ve ana iletim altyapısı DSİ ve merkezi idarenin sorumluluğundadır. Yerel yönetimlerin görevi ise kendilerine tahsis edilen suyu arıtmak ve halka ulaştırmaktır.
Buna rağmen; Yıllardır “Muğla’nın su sorunu çözüldü” denilmesine karşın gerekli yatırımlar tamamlanmamış, artan nüfus, turizm baskısı ve iklim krizi bilinçli biçimde görmezden gelinmiş, DSİ’nin verdiği taahhütler hayata geçirilmemiştir.
Ortaya çıkan tablo, yerel yönetimlerin değil, merkezi idarenin öngörüsüzlüğünün ve ihmalkârlığının sonucudur.
DSİ’NİN AÇIKLAMASI GERÇEĞİ ÖRTMEYE YÖNELİKTİR
DSİ tarafından yapılan son açıklama, Muğla’ya bugün için somut bir su çözümü sunmamakta; “planlandı”, “çalışılıyor” gibi ifadelerle sorunu zamana yaymaktadır. Açıklamada Muğla’ya yönelik net ve bağlayıcı bir içme suyu tahsisi bulunmamaktadır.
Ayrıca, suyun kaynağı ve yönü konusunda yapılan teknik ifadelerle kamuoyunun kafası karıştırılmakta; kelime oyunlarıyla sorumluluk gizlenmektedir. Bu yaklaşım, su krizini çözmez; yalnızca gerçeğin üzerini örter.
AKP İL BAŞKANI GERÇEĞİ ÇARPITMAKTADIR
AKP İl Başkanı’nın, su sorununu yerel yönetimlerin “planlama ve işletme yetersizliği” olarak sunması gerçeği yansıtmamaktadır. Suyu planlayan ve tahsis eden kurum DSİ iken, sorumluluğun belediyelere yüklenmesi samimi değildir.
Muğla’nın su ihtiyacı bu kadar yakıcıyken, başka önceliklerin öne çıkarılması açık bir siyasi tercihtir. Bu tercihin bedelini Muğla halkı susuzlukla ödemektedir.
SU KRİZİNİN YAPISAL NEDENLERİ AÇIKTIR
Muğla’da yaşanan su sorununun arka planında;
Kontrolsüz nüfus artışı ve plansız turizm politikaları,
İmar rantını önceleyen yerleşim anlayışı,
Enerji ve sanayi projelerine tanınan ayrıcalıklı su tahsisleri,
Termik santraller, JES’ler ve endüstriyel kullanımlar,
Havza bütünlüğünü bozan baraj ve HES uygulamaları,
Kayıp–kaçak oranlarının yıllardır düşürülememesi
vardır.
Bu gerçekler yok sayılarak su sorununun yalnızca “kuraklık” ile açıklanması ne bilimsel ne de dürüsttür.
MUĞLA’NIN SUYU, BAŞKA YANLIŞ POLİTİKALARIN FATURASI OLAMAZ
Muğla kendi havzasında ciddi bir su baskısı altındayken, Muğla’nın suyunun başka havzalarda yaratılan sorunları örtmek için gündeme getirilmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım;
Havza yönetimi ilkesine,
Ekolojik dengeye,
Su tahsisinde adalet anlayışına aykırıdır.
Bu çerçevede, Dalaman Çayı gibi Muğla’yı besleyen bir su kaynağıyla ilgili çarpıcı bir çelişki ortadadır. Muğla, Dalaman Çayı’ndan kendi içme ve kullanma suyu ihtiyacı için yaklaşık 50 milyon metreküp su talep etmiş; bu talep DSİ tarafından karşılanmamıştır. Buna karşın DSİ, kendi havzasında dahi su ihtiyacını karşılamakta zorlanan Muğla’ya bu miktar verilmezken, yaklaşık 240 milyon metreküp suyu Aydın’a tahsis etmiştir.
Kendi havzasındaki su ihtiyacını karşılayamayan Muğla dururken, Dalaman Çayı’ndan başka bir havzaya bu ölçekte su tahsisi yapılması; havza bütünlüğünü bozan, su tahsisinde adalet ilkesini yok sayan açık bir siyasi tercihtir. Muğla’nın bugünkü ve gelecekteki su güvenliği bu tercihle riske atılmaktadır; bu yaklaşım ne bilimsel ne de vicdanidir.
Su, şirketler için değil; önce halk ve yaşam için planlanmalıdır.
SU BİR AYRICALIK DEĞİL, TEMEL BİR İNSAN HAKKIDIR
Anayasa’nın 17. ve 56. maddeleri ile Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik açıktır: İçme ve kullanma suyu birinci önceliktir.
Bu kadar net bir hukuki çerçeve varken Muğla halkının susuz bırakılması, yaşam hakkının ihlalidir.
YEREL YÖNETİMLER GÖREVİNİ YAPMAKTADIR
Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ;
Bilimsel ve teknik çalışmaları yürütmekte,
Sürdürülebilir su kaynakları için projeler üretmekte,
Muğla’nın geleceğini güvence altına alacak çözümler geliştirmektedir. Sorun, yerel yönetimlerin çabası değil; merkezi yönetimin yerine getirmediği sorumluluklardır.
ÇAĞRIMIZ NETTİR
Muğla’nın su politikaları bilimsel, kamucu ve ekolojik temelde yeniden ele alınmalıdır.
DSİ, verdiği taahhütleri derhal yerine getirmelidir.
Su yönetimi, rant ve enerji odaklı değil, yaşam odaklı olmak zorundadır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak; Muğla’nın suyunu, doğasını ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”